DİLEK TAHTASI



BİR DİLEK TUT YA DA TUTMA...  BİR SORU SOR YA DA SORMA... 

YİNE DEEE; (SAĞDAN-SOLA, YUKARIDAN AŞAĞIYA) BAK BAKALIM DİLEK TAHTASI SENİN İÇİN NE DİYOR!

HAYDİ TIKLA...

4 Haziran 2012 Pazartesi

MERİÇ'İN RÜYASI (16. BÖLÜM: AŞKIM AMERİKA'DA)




Yazan: Nadire Hanım
nadire.hanim@gmail.com



ONALTINCI BÖLÜM: AŞKIM AMERİKA'DA

Salondaki üç kişi adeta felç olmuş bir halde televizyona baka kalmıştı.




Rüya, Nevin'in hayatını kurtarmıştı.
Rüya, Meriç'in hayatını kurtarmıştı.




Meriç; bu iki cümleden başkasını düşünemiyordu.  


Ne kadar zaman geçti bilinmez, Nevin aniden bir rüyadan uyanır gibi silkindi ve:
-"Çocuklar," dedi, "çocukları unuttuk!"


Çocuklar kimbilir kaç saattir odalarında kilitliydiler ve artık korkmaya ve ağlamaya başlamışlardı. Karı-koca aynı anda çocukların odasına doğru yönelmişlerdi ki; Murat'ın cep telefonu çalmaya başladı...


***
-"Merhaba!"


Murat okuduğu dosyadan başını kaldırınca kapıda durmakta olan Nevin'i gördü.


-"Hoş geldin Nevin," diye karşıladı genç kadını içtenlikle, "buyur. Murat'a haber vereyim..."


-"Yok, yok, ben bulurum onu. Ama önce sana bir bakayım dedim, nasılsın ne âlemdesin?"


Meriç derin bir hoşnutluk ve minnet duydu bu davranış karşısında. Uçak kazasının üstünden neredeyse üç hafta geçmişti. 


İlk anın şoku ve ardından yaşananlar Meriç'i tamamen koparmıştı, Murat, Nevin ve Rüya'dan.


Bir yandan görünmez bağlarla bağlandığını hissederken bu üç kişiye, diğer yandan da rayından çıkmış hayatları yeniden yoluna sokmak için doğal olarak gösterilen gayretler yüzünden onulmaz bir uzaklık duygusuna esir oluyordu sık sık.


***


Nevin uçarcasına odalarına koşup çocukları oradan çıkartırken, Murat da telefonu açtı. Arayan Kadriye Hanımdı:
-"Murat oğlum," diyordu yaşlı kadın soluk soluğa, "Rüya fenalaştı yetiş!"


***


Bundan sonraki her şey hızla ileri sarılan bir film gibi saklı artık Meriç'in hafızasında: Nevin'i evde çocuklarla bırakış, Murat'la birlikte hızla Kadriye Hanımların evine varış, yarı baygın halde ki Rüya'ya yapılan müdahaleler....


Ne zaman bu anlara geri dönse genç adam, sanki üçüncü bir kişi film izler gibi yabancılaşmış şahit oluyor yeniden yeniden hafızasına nakşolmuş o sahnelere....


Ne Murat ne de evdeki diğer biri razı oldu Rüya'yı hastaneye yatırmaya... Bir an sonra kavradı ki Meriç, bu ilk kez yaşanan bir vak'a değil ve muhtemelen sonuncusu da olmayacak, tam da sakinleşmiş bedenini uzatırken abisi yatağına genç kadının...


O günün ertesi sabahı Rüya'yı bilinçsiz bir halde gerisinde bırakarak  çıkmıştı o evden ve bir daha da haber alamamıştı genç kadının halinden. 


Murat'la her gün karşılaşıyorlardı yine, yine geç saatlere kadar çalışıyorlardı, ama sessiz bir anlaşma - bir akit gibi hiç bahsetmiyorlardı yaşananlardan, işte bu nedenledir ki Meriç'in hiç haberi yoktu ne Rüya'dan ne de nasıl olduğundan, minik bir kurt büyürken içinde her geçen gün ve bedenini ve zihnini yiyip-bitirirken.  


***


-"Ne ikram edeyim sana?" diye sordu Meriç bir kez daha aynı kısır döngüye esir olamamak için olağan üstü bir gayret sarf ederek. 
-"Bir çayını içerim," diye cevapladı Nevin güleç bir ifadeyle. 


Tazelenmiş, dinginleşmiş bir hali vardı. Sanki bu tespiti ve sorulmamış onca soruyu  havada okumuş gibi konuşmaya başladı genç kadın: 
-"Çok zor zamanlar geçirdim-geçirdik, ama şimdi her şey biraz daha iyi. En azından ben kafamdaki bir çok sorunun cevabını aldım ki, bir anlamda evliliğimin gidişini önemli ölçüde etkiledi."


-"Sevindim senin adına," diye cevapladı Meriç ne diyeceğini tam bilemeyerek. Niye bunları anlatıyordu ki Nevin?


-"Şu son yaşadıklarım bana şunu gösterdi Meriç," diye devam etti genç kadın, muhtemelen zihnindeki bu soruyu da okumuştu genç doktorun bakışlarından "aklımızın henüz tam olarak kavrayamadığı ve çözemediği bu düzende bize göre akıl dışı veya gerçekleşmesi imkânsız bazı olaylar belki de sırf biz açıklayamadığımız veya anlayamadığımız için öyle görünüyor bize."


Meriç başını sallamakla yetindi, ne söyleyebilirdi ki ayrıca da? İnançları, fikirleri ve yaşam görüşü ne kadar ortadaysa yaşadıkları da o kadar reddedilmez ve ortadaydı. Nevin de ondan farklı değildi ve anlaşılan o ki, çelişkilerini dengelemeyi ancak bu önerme ile sağlayabilmişti. Zihnine bunun düşünülebilir bir sav olduğunu kaydetmeyi de ihmal etmedi ama. 


-"O gün yaşadıklarımızdan sonra, Murat bana her şeyi anlattı, geçmişi, çocukluklarını ve Rüya'yı. Önce dehşet içinde kaldım kocamın senelerdir neredeyse tüm yaşamı boyunca taşımak zorunda kaldığı yükü düşündükçe, sonra fark ettim ki Rüya çok daha zor durumda. Hep bir sınırda olduğunu düşünürdüm onun; normallik-anormallik, akıllılık-delilik vs. Ve anladım ki geçekten de öyle. Bu öyle bir nokta ki Meriç, aklı mantığı bir tarafa bırakacak ve ne görüyorsan ya da yaşıyorsan ona kanaat getireceksin. Ancak öyle çıkabiliyorsun işin içinden...."


Sustular bir süre, çaylarını yudumladılar öylece. Sonra Nevin tekrar konuşmaya başladı, sanki karşısındakini bir şeylere cesaretlendirmek ister gibi:
-" Neyse, neyse... Bunları boşverelim şimdi. Sen nasılsın, işlerin nasıl gidiyor?"
-"Fena değil," diye isteksizce cevapladı önce Meriç onu, sonra birden açılıverdi, "ben de çok sarsıldım aslında. Daha yeni yeni kendime geliyorum, ya da öyle sanıyorum... Rüya ikimizin de hayatını kurtardı, öyle veya böyle... Bir tarafım minnet duyuyor ve inanıyor, bir tarafım ise inkâr ediyor, hatta benimle dalga geçiyor. Öyle karışık duygu ve fikirler işte..."


Nevin hafif ve anlayışlı bir gülümsemeyle iştirak etti söylediklerine, ama bir şey söylemedi. Meriç birden sorması gereken bir soru için Nevin'in aslında orada olduğunu idrak ediverdi:
-"Rüya nasıl oldu bu arada?" Sözcükler kendiliğinden dökülüp odayı doldurmuşlardı sanki o yakalayamadan hiçbirini. 


-"Daha iyi," diye cevapladı genç kadın bu soruyu, "ilk günler hep uyuttu onu Murat, sonra yavaş yavaş toparladı kendini. Geçen hafta da tekrar çalışmaya başladı. Ama çok sürmeyecek sanırım..."


Nevin'in sesindeki bir şey Meriç'in âdeta yüreğine saplanır gibi oldu, ters bir şey mi vardı yoksa?
-"Neden, ne oldu ki? Bir sorun mu var?"


-"Yok, bir sorun yok," diye temin etti karşısındaki onu, "sadece..."
-"Sadece ne?"


Nevin bir an kararsız kaldı gayet görünür bir şekilde, sonra derin bir nefes aldı ve bir çırpıda söyleyiverdi:
-"Rüya işlerini tasfiye ediyor, Amerika'ya dönmeye karar verdi. İyi bir teklif almış oradan! On gün içinde orada olacak."


Meriç nefes alamadı....


...devam edecek...



Hiç yorum yok:

hoş geldiniz:)

Katkıda bulunanlar