DİLEK TAHTASI



BİR DİLEK TUT YA DA TUTMA...  BİR SORU SOR YA DA SORMA... 

YİNE DEEE; (SAĞDAN-SOLA, YUKARIDAN AŞAĞIYA) BAK BAKALIM DİLEK TAHTASI SENİN İÇİN NE DİYOR!

HAYDİ TIKLA...

25 Ocak 2011 Salı

MERİÇ'İN RÜYASI (12. BÖLÜM: DANS VE BÜYÜ)



Yazan: Nadire Hanım



Onikinci Bölüm: DANS VE BÜYÜ


-"Pes vallahi, ne kadınmışsın sen de?" diye lâf attı Melissa, biraz önce nikâh şahitliği yaptığı masadan kalkıp hep beraber oturdukları masaya gelen Rüya'ya.

-"Nasıl yani?" diye sordu genç kadın yerine otururken , aslında konuşmanın nereye gideceğini anlamıştı ama geri adım atmaya hiç niyeti yoktu.

-"E be güzelim, adam senin sevgilindi, kalktın kendi ellerinle başkasına teslim ettin, bi de yetmedi nikâh şahitliğini yaptın."

Masadaki herkes buz gibi olmuştu, Meriç bir an için müdahele etmek istedi, ama olay almış başını gidiyordu. Rüya sükûnetle Melisa'ya baktı:
-"Ee, yani?" dedi.

Bu aldırmaz tavır karşısında aşağılandığını düşünen kadın iyice hırslanmıştı. Hafifçe kırıtarak ve sürtünerek Meriç'e dayandı:
-"Ben olsam hayatta böyle bir şey yapmazdım," dedi şuh bir tavırla. Derin bir nefes alarak kendince son darbeyi vurdu: "Ben asla erkeğimi kimseyle paylaşmam, kimse de elimden alamaz."

Meriç, son derece sinirlenmişti. Beraber olduğu kadının bu bayağı tavrı onu da arkadaşlarının karşısında küçük düşürmüştü. Tam ağzını açıp bir şeyler diyecekti ki, Rüya'nın sakin sesi bir kez daha duyuldu:

-"Gelecekte böyle bir şeyin senin iradene kalacağını sanmam."

Kimsenin beklemediği bir cevap olmakla birlikte, masadaki bir kişi hariç herkesin hoşuna gitmişti. Melisa ise fena şekilde içerlemişti, tam bir şeyler daha söylemek üzereydi ki, Meriç en sonunda olaya müdahele etti. Yanındaki kadına son derece ters bir bakış fırlattıktan sonra:
-"Neyse boşverelim şimdi bunları. Gelin ile damat birbirlerine çok yakışmışlar. Allah mesut etsin." dedi.

Melisa oyunu kaybetmek üzere olduğunu, hatta kaybettiğini görebiliyordu. Son bir hamle ile genç adama iyice sokularak, kulağına bir şeyler fısıldamak istedi. Fakat bu hareket Meriç'in iyice tepesini attırmıştı, ne kadar sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak, genç kadından yavaşça sıyrıldı ve Rüya'ya:
-"Bu güzel ve kutlu olayın mimarı bayan, benimle dans etmek isterler mi?" diye soruverdi.

Masadakiler, heyecanlı bir film izlermişcesine nefeslerini tutmuş, dakikalardır üçlü arasında cereyan eden olayı takip ediyordu. İşte bu nedenle, ortamdan kurtulmak için eşsiz bir fırsat olarak kendisine sunulan dans teklifini hemen kabul etti genç kadın.

***

-"Hâlâ bize bakıyorlar mı?" diye fısıldadı Rüya.
-"Boş ver sen onları," dedi Meriç genç kadını kendisine doğru çekerken.

Hafifçe çalan müziğin ritmine teslim olurken her ikisi de bambaşka bir aleme doğru çekilmeye başlamıştı. Rüya, ömründe hiç duymadığı kadar kendini güvende ve mutlu hissediyordu. Kalbinin derinliklerinde çalmaya başlayan bir melodi, zihninde yankılanıyordu şimdi. Meriç ise kollarının arasında tuttuğu genç kadının her bir hücresinin tenine ve ruhuna nüfuz ettiğini duyumsuyordu. Şimdiye kadar hiç tatmadığı bir haz dalgası sarmıştı bedenini. 

Müziğin susması ile ikisi de gerçek dünyaya döndüler. Rüya, masaya dönmek için kendisini saran kollardan sıyrılmak üzere hafifçe kendini geri çekmek üzereyken, genç adam izin vermedi:
-"Bir dans daha," dedi kısık bir sesle. 

Büyü ve dans fazla gelmiş, hatta korkutmuştu Rüya'yı.
-"Peki, ama bu son," dedi huzursuzca.

Genç kadının hissettiklerini algılayan Meriç, kollarını hafifçe gevşetti ve ona güven vermek istercesine:
-"Tamam, merak etme," dedi gülümseyerek.

Biraz rahatlayan Rüya, az önceki gibi bir ana teslim olmak istemediğinden, konuşmak ihtiyacı hissetti:
-"Melisa'ya öyle söylediğim için alınmamışsındır umarım."
-"İnan şu an en son bahsetmek istediğim konu bu. Ama için rahat edecekse söyleyeyim, hiç umurumda değil. Çok daha fazlasını hak etti o."

Bir sessizlik oldu. Rüya'nın son söyledikleri, uzundur Meriç'in zihnini kemiren solucanları harekete geçirmişti sanki. Genç adam kendine hakim olamayarak sordu:
-"Nasıl oluyor?"

Büyü dağılmaya başlamıştı. Rüya tedirgin olmuştu, bir an yutkundu:
-"Ne nasıl oluyor?"
-"Biliyorsun işte. Şu söylediklerin. Nereden biliyorsun bunları?"

Genç kadın, ne diyeceğini bilemiyordu. İnkâr edemeyecek kadar önem veriyordu Meriç'e, diğer taraftan neyi ne kadar açıklayabileceğinden de emin olamıyordu.
-"Altıncı hissim kuvvetlidir benim," diyerek kaçamak bir yola başvurdu. Ancak samimiyetle sorduğu bir sorunun bu şekilde geçiştirilmesi kızdırmıştı Meriç'i:
-"Altıncı hislere inanmam ben," dedi.

Verdiği cevap daha ağzından çıkar çıkmaz pişman olsa da, Rüya nasıl geri döneceğini bilemediğinden, genç adamın üstüne gitti elinde olmadan:
-"Niye, senin pozitif biliminin konusu değil diye mi?"

Biraz önceki büyülü hava tamamen dağılmış, her ikisi de iyice gerilmişti.
-"Belki de. Ben akıl ve mantığa inanırım. Gözleme ve deneyime bağlı sonuçlar gerçek olabilir ancak."

-"Bu kocaman alemde sadece gördüklerimizle yetinmek, deneyimlediklerimizle sonuç çıkarmak, bir bilim adamını ancak kısıtlar bence."

Bu tür yaklaşımlara hiç gelemezdi Meriç, bütün kanının beynine çıktığını hissediyordu. Kendini zaptetmeye azami güç sarfederek cevap verdi:
-"Bu gayet sınırlı ve kıt bir yorum oldu. Ama şu kadarını söyleyeyim, hurafe ve hayaller, uydurmalar yerine yine de en sınırlı gerçek tercihimdir."

Rüya, içinde bir şeylerin kırılıp gittiğini hissediyordu. Bu sebeple, dilinin ucuna kadar gelenleri yuttu ve:
-"Belki de haklısındır," dedi sadece.

Kollarının arasında sımsıkı tuttuğu genç kadın Meriç'in söyledikleri yüzünden kilometrelerce uzağa savrulmuştu sanki. Bir pişmanlık dalgasına kapılsa da, ne diyeceğini, kırdığı ne ise nasıl tamir edeceğini bilemedi genç adam. Müzik bir kez daha sustu.

-"Evet," diyerek bir adım geri gitti Rüya, mavi gözlerindeki üzüntüyü Meriç'in yüreğine saplarken "dans bitti."

Masaya döndüler.

***

Güzel ve eğlenceli bir düğün olmuştu. Kerim ile Yeşim az önce mutluluktan uçarcasına arabalarına binmiş ve arkalarında kalan davetlilere el sallayarak kendi geleceklerine doğru uzaklaşmışlardı.

Gecenin karanlığında taksi beklerken, bir kaç saat evvel Meriç'le aralarında geçenleri düşünüyordu Rüya. Kendi yaşadığı gerçeklik bağlamında uyuşma ihtimallerinin olmadığını anlamıştı. Sadece bir inanç veya görüş farkı olsa belki göz ardı edilebilirdi, ama yaşamının her anını etkileyen ve yönlendiren böyle bir özelliği Meriç'in kabul etmesi ve bununla yaşaması mümkün görünmüyordu. Bu gerçeği tüm keskinliği ile idrak etmek, bir kez daha derinden yaralamıştı genç kadını. O bildik yalnızlık ve çaresizlik duygusu içini doldurmaya başlamıştı yine, gözlerini dolduran yaşlara engel olamıyordu artık.

-"Seni eve bırakayım mı?"

Aniden önünde duran arabanın içinden yükselen bu sesle kaldırımda sıçrayıverdi genç kadın. Arabadaki Meriç'ti.

-"Yok, teşekkür ederim. Taksi şimdi gelir."
-"Hadi, inat etme, nasılsa aynı tarafa gidiyoruz."

Kısa bir tereddütten sonra arabaya bindi genç kadın. Bir müddet konuşmadan yol aldılar.

-"Melisa yok mu?" diye sordu genç kadın neden sonra sırf bir şeyler söylemiş olmak için.

-"Yok," diye cevapladı genç adam da, sonra hınzırca ekledi: "taksiyle gitti."

Yine bir sessizlik oldu. Her ne kadar fark ettirmemeye çalışsa da, Meriç genç kadının gözyaşlarını görmüştü. Daha fazla dayanamayarak:
-"Seni üzmek istememiştim," dedi.

Nasıl devam edeceğini bilmez bir halde kararsızlıklar içinde kıvranırken, bu tek cümle Rüya'nın tüm emniyet subaplarını attırıverdi ve belki de kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek, gelse cesaret edemeyeceği şeyleri sıralamaya başladı birden:

-"Bak, sen çok hoş bir adamsın. Sen yanımdayken aklım başımdan gidiyor, kalbim bir başkasına aitmiş gibi çarpıyor. Kendimi ışıklar içinde buluyorum... Oysa hakkımdaki fikirlerinden hiç emin değilim... Ama bildiğim bir şey var: Sen benim gerçekliğime uygun değilsin... Belki başta cazip, çılgın ve çekici gelirim sana... ama beni idare edemezsin, benimle yapamazsın... Bense aşkından ölsem senin, yine de değişemem, sana uyamam... Bunaltırım, hatta korkuturum seni... Ne yapacağını bilemezsin benimle... Bu yüzden yol yakınken, ikimiz de sonradan pişman olacağımız şeyler yapmamışken, benden uzak dur... Tavsiyem, beni on kilometre öteden görsen bile yolunu değiştir... Git başkalarıyla ol... Hatta git Melisa ile ol... Ama benden uzak dur, beni tanıdığını unut ve ne olur bir daha da karşıma çıkma... Şimdi lütfen kenara çek, şurada bir taksi durağı var, ben eve taksi ile döneceğim."

Genç kadın bindiği taksiyle gecenin karanlığına karışırken, Meriç hareketsiz bir biçimde direksiyon başında kala kalmış biraz önce kendisine söylenenleri sindirmeye çalışıyordu... 




devamı....

Hiç yorum yok:

hoş geldiniz:)

Katkıda bulunanlar