DİLEK TAHTASI



BİR DİLEK TUT YA DA TUTMA...  BİR SORU SOR YA DA SORMA... 

YİNE DEEE; (SAĞDAN-SOLA, YUKARIDAN AŞAĞIYA) BAK BAKALIM DİLEK TAHTASI SENİN İÇİN NE DİYOR!

HAYDİ TIKLA...

22 Ekim 2010 Cuma

MERİÇ'İN RÜYASI (9. BÖLÜM: SKANDAL)



Yazan: Nadire Hanım



Dokuzuncu Bölüm: Skandal

-"Ben galiba yine bir skandal yarattım," dedi Rüya mahzun bir sesle, Murat'ın eline bir kadeh şarap tutuştururken.


Murat, bu ifadeyi çok iyi bilirdi. Belki de binlerce kez buna benzer cümleler duymuştu kardeşinden, fakat yaşları ilerledikçe daha ürkütücü oluyordu bunlar. Derin derin içini çekti:
-"Ne oldu?"


Sesinde ne bir sitem, ne bir yargı. Genç kadın bir kez daha minnet duydu ağbisine.


-"Sizin kliniğin açılış kokteylinde..."


Genç doktor ürpermişti: -"Ne yapmış olabilirsin ki?"


Rüya, hafifçe kıkırdadı, biraz huzursuz ve mahçup. Gecenin ilerleyen saatinde, salondaki camın önünde oturmuşlardı. Tıpkı eski günlerdeki gibi.


***


Dünyanın parasını yatırdıkları kliniğin bahçesinde açılış için verdikleri resepsiyona gelen misafirlerle sohbet ederken, bir tarafı da bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışıyordu Meriç'in. Böyle bir çılgınlığa kalkışacağı bin yıl düşünse aklına gelmezdi. Ama işte her şey bir-kaç ay içinde olup bitmişti. Murat'la ortak burayı kurmuşlardı.


Yüzünde sahte gülücükler, kim anlar-anlamaz umrunda değilken, birden karşıda kendisine doğru gelen Rüya'yı gördü. Yanında tanımadığı bir erkek vardı. Genç adam kıskançlık oklarının şiddetle kalbine saplandığını hissetti. Bunu fark etmek ruh dünyasını allak bullak etmişti bir anda. Nereden çıkmıştı bu? Ne hakla ve nasıl kıskanabilirdi onu?


Rüya, onun içinde kopan fırtınalardan habersiz,  yanındaki adamın kolunda neşeyle ona doğru geldi:
-"Merhaba Meriç. Hayırlı olsun!"
-"Merhaba Rüya."
-"Hayırlı olsun," diye söze karıştı yanındaki yakışıklı Rüya'nın. Meriç başıyla teşekkür etti, hiç hoşlanmamıştı ondan, ama geçerli bir sebep de görünmüyordu maalesef.
-"Meriç, bu Kerim. Usta Amcanın oğlu."


***


-"Ee, bunda bir şey yok ki," diye sözünü kesti Rüya'nın Murat.
-"Ama daha devamı var, bu kadarla kalmadı ki..."
-"Anlat bakalım!"


***


-"Meriç, misafirlerinle beni tanıştırmayacak mısın?"
-"Melisa," diye tanıştırdı o da genç kadını herkese, hafifçe belinden kavrayarak. Böylece aralarındaki ilişkiyi de göstermiş oluyordu.


Rüya'nın varlığı nedeniyle gözleri ve aslında her tarafı alev alev yanan bu genç kadın son derece hoş ve alımlıydı.


Ama ne ki; Rüya, ikili arasındaki ilişkiyi hemen çözmüştü. Melisa'nın ihtirası ve Meriç'in bundan hoşnut ancak mesafeli duruşu.


Ortamdaki elektriğin sarstığını ve dengesini bozduğunu farkettiğinden olacak, Kerim yavaşça Rüya'yı önüne alarak onun kendisini destek almasını sağladı. Bu zarif davranış, genç kadını hem rahatlatmış hem de gerçekten minnettar bırakmıştı. Ama Meriç'in asabını bozmuştu.


***
Murat kahkahayı bastı: -"Melisa'yı bilirim. Karısı öldüğünden beridir, Meriç'in peşinde. Onu elde etmek için senelerdir uğraşıyor, şu sıralar istediğini elde etmek üzere gibi görünüyor. Dişi sineğe bile tahammülü yok, senin saçını başını yolmadığına dua et."

-"Ne istiyor ki?" diye sordu genç kadın kayıtsızca.

Murat hayretle kardeşine baktı: -"Ne olabilir ki; adamı kafese koymak tabii ki..."

-"Haa," dedi genç kadın, "ama keyfi yerinde olmakla birlikte senin kankanın kafese gireceğini sanmıyorum."

Genç adam, tecrübeyle sabit, itiraz etmemeyi tercih etti: -"Ee, sonra ne oldu?"

***

Bahçenin ortasındaki küçük grup tatsız bir sohbete başlamıştı. Kimse halinden memnun değildi, ama kimse de yerinden kımıldamıyordu. 

-"Doktor bey!"

Dördü birden can havliyle, sese doğru döndüler. 
-"Beni hatırladınız mı?"

Meriç hatırlayamamıştı aslında, ama son bir kaç saattir yaptığı gibi bozuntuya vermeden gülümsedi:
-"Merhaba nasılsınız?"
-"Yeşim ben, annem hastanızdı."
-"Eveet, nasıl şimdi?"
-"Sanırım şu günlerde yine size ihtiyacımız olacak," yeşil gözlü sarışının bakışları hafifçe buğulanmıştı, "artık buraya geleceğiz değil mi?"

Yeşim'in sohbete dahil olması ortamı epey yumuşatmıştı. En fazla da karşısında duran çifte fena halde sinir olan Rüya'yı memnun etmişti bu durum. Bir süre sonra Kerim ile aynı fakülteden mezun oldukları ortaya çıkınca sohbet daha da koyulaştı, konu dışında kalan diğer çift yavaş yavaş oradan uzaklaşmaya hazırlanıyorlardı ki, beklenmedik bir şekilde cep telefonunun çalmasıyla Yeşim konuşmayı bırakıp onlardan ayrılmak zorunda kaldı.

***

-"Uzatmasan da sadede gelsen," kardeşi konuştukça merakı iyice artmıştı Murat'ın.
-"Hay Allah yine kafanı şişirdim değil mi?"

Biraz sert bir çıkış yaptığını fark eden genç adam, hemen yumuşayıverdi:
-"Yok canım, ondan değil, merak ettim."

***

Tam gitmek üzereykenYeşim'in Kerim'e attığı bakış, Rüya'ya geleceğin kapılarını açmıştı yine ona farkettirmeden.

Genç kadın birden tüm samimiyetiyle Kerim'e döndü ve:
-"Sanırım gerçek aşkını buldun sen!" deyiverdi.

Genç adam bir anda şaşkına dönmüştü, Rüya şaka mı yapıyor, yoksa bir kıskançlık krizi mi geçiriyor ya da başka bir şey mi anlayamamıştı. Oysa ki, genç kadın bulunduğu ortamdan ve gerçeklerden kopmuş, gelecek bir zamanı anlatıyordu.
-"Rüya," diye itiraz etmeye çalıştı Kerim. Ama o tüm iyi niyetiyle devam etti:
-"Bu sene sonuna kadar evlenirsiniz artık, ben de şahidin olacağım!"

Meriç hayretler içinde Rüya'yı izliyordu. Genç kadındaki samimiyet ve mutluluk gerçekti, ama diğer taraftan da başka bir dünyadan konuşur gibiydi. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu kesindi.

Kerim, yavaşça kolunu sıktı Rüya'nın, o kadar mahçup olmuş ve utanmıştı ki, ne yaptığının farkında bile değildi aslında. Bu hareketle birden gerçekliğe dönen Rüya, büyük bir pot kırdığını anlamıştı ve onarması da mümkün değildi. Sevecen bir hareketle Kerim'in koluna girdi ve konuyu değiştirmeyi tercih etti.

Ama yapısı gereği her türlü nahoş durumun müptelası olan Melisa'nın olayın peşini bırakmaya niyeti yoktu:
-"Ben siz birliktesiniz sanıyordum," dedi iğneliyici bir şekilde.

Aslında bunu Rüya'yı incitmek için özellikle sormuştu, ama cevap beklemediği şekilde Kerim'den geldi:
-"Ben de."

***

Murat, ne diyeceğini bilemedi bir an.
-"Ne kadar ileri gittin? Çocuklardan falan bahsettin mi?"
-"Yoo, daha birkaç sene olmayacak ki." Bir an duraladı Rüya: -"Her konuştuğumda batıyorum değil mi?"
-"Ehh."
-"İnan bilerek yapmıyorum, bir anda her şey gözümden siliniyor. Farkında bile olmuyorum."
-"Biliyorum." Gerçekten de biliyordu ve bu onu çok korkutuyordu.
-"Çok korkuyorum, ya bir gün tümden kontrolümü kaybedersem ve ortalıkta sürekli başka bir zamanın anılarını anlatır durursam?"
-"Öyle bir şey olmayacak."
-"Nereden biliyorsun."
-"Çünkü ben izin vermem."

Ağbisinin sesindeki kararlılık ve inanç, biraz içini ferahlattı genç kadının. Rahatlar gibi olmuştu. Sustular bir süre.

-"Demek Kerim'le bu yüzden bitti." dedi Murat. Üzülmüştü biraz, zira kardeşinin bu birliktelikten mutlu olduğunu biliyordu.
-"Göz göre göre, nasıl devam edebilirim? Yani her ne kadar şu anda sadece benim gözüm görse de."

Bir sessizlik daha oldu.
-"Kerim benim deli olduğumu düşünüyordur herhalde," dedi Rüya dalgın dalgın.
Murat'ın içi ezilmişti:
-"Üzülme. Nikâhında şahitlik ettiğin zaman, müridin olur!"

Bu cümle iki kardeşi de güldürdü. Keyifleri yerine gelir gibi olmuştu.
-"Ama yine de dikkatli ol. Kontrolünü kaybetmemeye çalış.  Yani işin akıl sağlığı kısmı bir tarafa, bir de yeteneğin fark edilirse, burası türbeye döner."

Rüya başıyla onayladı, tam bir şeyler daha söyleyecekti ki, kapı zili art arda gecenin içinde yankılanmaya başladı.

-"Bu da kim?" diyerek fırladı Murat yerinden.

Rüya, kapıda duranı görmüş gibi cevapladı: -"Meriç olmalı."

***

-"Merak etme, parktadır!" dedi daha kapıyı açar açmaz Rüya Meriç'e....

devamı....

Hiç yorum yok:

hoş geldiniz:)

Katkıda bulunanlar